"gerçek" bi hikaye :)

Gülşah & Türker

tamamen yabancı insanlarken biz, hiç yolumun düşmediği bir şehrin yollarında tanıştım Gülşah ve Türker ile...

 

İstanbul'dan Denizli'ye...

tam 8 saatlik 617 km.lik mesafede...

bizim meslekte karşınıza kim çıkacak, aranızda nasıl bir iletişim oluşacak bilemezsiniz. her ne olursa olsun

sürekli olumlu duygular taşımak zorunda olan bir psikolog gibisinizdir... her koşulda sorunları çözen, aksaklıkları gideren, sürecin ve çekimin doğru ilerlemesini sağlayan esas kişisinizdir ve işin zor yanı da bunu asla belli etmemeniz gerekir.

 

evet 2014 'ün sıcak aylarından birinde buldum ben kendimi Denizli'de... hep görmek istediğim ama

gelin-damat fotoğrafı çekmek için gideceğimi aklıma bile getirmediğim bir şehirdi aslında. 

dediğim gibi, bu meslekte kimle karşılaşacağınızı, aranızda nasıl bir iletişim olacağını bilemezsiniz. bu aslında güzel bir duygudur ve zamanla bağımlılık da yapar:) yeni insanlar tanımak...yeni hayatlar tecrübe etmek...

 

sanırım biz çok güzel bir iletişim kurmayı başardık ki, ortaya çıkardığımız fotoğraflar da ardı arkası kesilmeyen bir masalın devamı gibi oldu...

 

2014 yazında bir sabah, Türker'in daha gün ağarmadan kapıma dayanan  arabasıyla başladı bu yolculuk :) 

 

tam 8 saat 617 km. yol aştık...

 

ben fotoğrafa aşıktım, Türker Gülşah'a ;)

 

 

 

 

kırmızı elbisesiyle, elinde kemanı, hiç eksik olmayan güzel gülüşüyle Gülşah;  ve karizmasından asla ödün vermeden her daim başarılı pozlara imza atan müstakbel yakışıklı damadımız Türker... :)))

onlar önde ben arkada... nereye götürürlerse gittik...gittik ve gittik... :)

 

 

 

 

Denizli'nin kavuran öğlen güneşi tam tepemizdeyken, tren raylarına attık önce kendimizi.... :)

taa İstanbul'dan gelmiştik, yol yorgunluğu vardı üzerimizde. ama aşk bu ! fotoğraf bu ! beklemez dedik, yola devam ettik :)

 

 

 

 

 

sonra tam günbatımına yaklaşırken zaman, Leodikya antik kentinin büyülü ortamına daldık... 

 

 

 

 

yol üstünde denk geldiğimiz boş tarlaların içinde "ne arıyoruz burada biz ?" diye sorduk kimi zaman birbirimize. ama çekime devam ettik elbette:)

yorulduk mu? evet. ama umrumuzda mıydı ? hayır :)

 

 

 

 

 

Güneş batmak üzereyken Pamukkale'nin bembeyaz ılık sularındaydık... ayaklarımız suyun içinde,

çekime devam devam devam... :)

 

 

 

 

.....derken

günler geçti..geldi 2015

 

ve nikah günü yaklaştı.

o zaman dedik ki güzel bir davetiye hazırlamalıyız biz. sıradan alışılmış sıkıcı davetiyelerden olmamalı bu aşkın duyurusu ! ;)

 

Denizli'de başlayan fotoğraf çılgınlığından sonra bu sefer 3'lü olarak İstanbul'daydık... mevsim sonbahardı, ortam romantik... buz gibi havada sımsıcak kareleri yakalamak...

yaptığımız tam olarak buydu evet...

 

 

 

çekim bitti, photoshop ile düzenlendi derken, davetiyelerimiz basıldııı...

 

ve birsürü günler geçti....geceler oldu..sabahlar oldu...

 

bahar geldi...

 

gün geldi...

 

Gülşah ve Türker evlendiii... :)

 

makinem elimde bu sefer ben aldım götürdüm onları Büyükada'ya... 

benim için çok özel bir yer olan bu büyülü mekanda, artık güzel bir gelin ve yakışıklı bir damat vardı karşımda. kusursuz kareler yakalamamak mümkün değildi. tüm gün gezdik eğlendik, hem de bir sürü güzel hatırayı kalıcı kıldık...

 

düşünün... 2 insan birbirini seviyor...

ve siz o sevginin en özel anlarını fotoğraflıyorsunuz...

aşkı ve sevgiyi fotoğraflamak kadar güzeli yok... sözü edilen aşk ve sevgi duygusu ne için tanımlanırsa tanımlansın...

ben güzel bir hikayeyi kalıcı kıldım...ve yıllar sonra bile yüzde ufak bir gülümseme ile hatırlanacak olan anları dondurdum kadrajımla...

 

herşeyden önemlisi güzel 2 dost kattım hayatıma...

ve hayat boyu tebessümle hatırlayacağım 617 km mesafede başlayan gerçek bir hikaye...

 

bu arada söylemeden geçmeyelim..onlar birbirlerinin çocukluk aşkı

ve ben böyle bir filmde fotoğrafçı olarak yer aldığım için çok çok mutluyum :)

 

Gülşah ve Türker'in 2. yıldönümleri için 

yeni ve romantik bir çekim gerçekleştirdik...

Fotoğraflar için TIKLAYIN